23 Kasım 2009 Pazartesi

Çatışkınmış! Başkaldırıcıymış şair!.. Karşıcıl, özgürmüş şair!..

Tuncer Uçarol demiş...


Şairler, bazı yazarlar, şu tür sözler söylemeyi çok sever: İktidarlar şairleri sevmez, çünkü şairler özgürdür"... Şair geçimsizdir... Şiir, muhaliftir... "Sanatın Gerilla Dili: Şiir ve Karikatür"... "Şiir, düzenin temellerine uzatılmış dinamit gibidir"... Muhalif olmadan, sanatsal ya da toplumsal anlamda üretim yapılamaz... Acaba?! Hadi! Ben de iyi niyetle söyleyeyim ki bu sözlerin yarısı doğrudur. Şöyle:
a) En çok yazılan "aşk şiirleri "nde şair karşıcıl mıdır?.. Sevgilisine "muhalefet" mi

ediyor?!.
Yok canım! Sevsinler... Oralardaki şiir kişileri sevenler (uşşak = âşıklar), apaçık dilencidir. Uşak ruhludur. Öyle yağcı ki bu küme şair, sevgilisini öve öve göğe çıkarır da bir türlü onun (çok istediği) eteğini bile tutamaz. Başını da kaldırıp bakmaya yüzyıllardır utanıp durur. Bir küme şair de, sevgilisinin haberi bile olmadan ona olan aşkını anlatır, kendi kendine ağlar sızlar... Şiirlerde hiç çirkin sevgili de yoktur!.. Üstelik bu sevgililerin çoğu acımasızdır...
Çatışkınmış! Başkaldırıcıymış şair!.. Karşıcıl, özgürmüş şair!.. Yok öyle bir şey aşk şiirlerinde.
b) Güzel "doğa şiirleri "nde de muhaliflik I yoktur.
Doğaya hayranlık bir gerçektir. Doğru olan da budur. Üstelik onun çiçeklerini koklayabilir, ağaçlarının etekleri arasına girebilir, kuşların güzel seslerini dinlersiniz o şiirlerde. (Hah! Sevinç taşıran şiir alanlarından birisidir burası.) Burada da şiir usludur. Edilgendir.
c) Divan şairlerinin yüklü "caize"ler almak için padişahlara, sadrazamlara düzdüğü görkemli övgülere ne demeli?.. Yüz seksen derece ters bir edim!.. Üstelik bu "medhiye"ler "Divan edebiyatında en çok işlenmiş konudur" (Cem Dilcin, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, 2004, s.263).
Halk şiirinde durum farklı mı?! Değil. Dadaloğlu'nu, Pir Sultan Abdal'ı saymazsak...
d) Peki! Sözcüklerle, tümcelerle oynayan, dil içinde (boya içinde) kendini ve okuyucusunu "değiştirim, karıştırım, özgür çağrışım, soyutlama, anlamsızlık, usdışına çıkma, güç anlaşılma, okurdan uzaklaşma, çevreden ayrılma ve kaçış" (Asım Bezirci, 2Yeni Olayı, 1974, s. 11-27) ile yitirmiş şairlerin < muhaliflikle, aykırılıkla, izlek (tema, konu) ile ne ilgisi var ki?.. "Şiir, muhaliftir" sözü her şeyden önce izlekçi şiir anlayışıdır; şiir güzelduyusal "bilgi" de verir öngerçeğini de içerir, biçimci şiir anlayışı değildir > Bu alandakileri, yani kapalı şiir yazanları da böylece bir yana koyalım...
Geriye ne kaldı?
e) Çokça yazılan ölüm şiirleri kaldı. Yaşlılık, evren içinde karınca olma şiirleri kaldı... Şairlerin çoğu böyle böyle içe dönük şiirler de yazar, yalnızlıklarını dizeleştirirler. Toplum içinde, evren içinde noktalıklarını söyleyip durur, dize dize, kıta kıta ürperip dururlar... Ölüm korkusunu da binlerce kez yazar şiir... Dünyada her şair yazar = Yineler bunları.
Bunlar da mı muhalif?!
Kendini evrende, dünyada bile, karınca gören yiğit mi?!
Şiir kurumu, epey yazdım, gerçekte sanılanların tersine hastalıklı ve kısır bir türdür...
Digg Google Bookmarks reddit Mixx StumbleUpon Technorati Yahoo! Buzz DesignFloat Delicious BlinkList Furl

0 yorum: on "Çatışkınmış! Başkaldırıcıymış şair!.. Karşıcıl, özgürmüş şair!.."